SINAV KAYGISI

SINAV KAYGISI İLE BAŞA ÇIKMAK

Sınavlar akademik hayatın kaçınılmaz ve yıllar boyunca karşımıza çıkan bir parçasıdır. Çocukların ve gençlerin sürekli olarak bilgilerinin sınandığı ve belli bir düzeyde performans göstermelerini gerektiren sınavlar aile yaşantısının gündeminde de sık sık yer alıyor. Ailelerin bununla ilgili ifadeleri, yaklaşımları ve çözüme yönelik katkıları çocuklarının başarılarına dair inançlarını, duygularını ve düşüncelerini büyük ölçüde etkiliyor. Bunun sonucunda kişinin sınavlara yüklediği anlam, sınav sonrası kazanılacak veya kaybedileceklere dair algısı kaygı seviyesini şekillendiriyor.

Sınav kaygısı yoğun olarak yaşandığında huzursuzluk, çalışma isteksizliği, dikkat dağınıklığı, uyku ve yeme düzeninde bozulmalar, karın ağrısı, mide bulantısı, terleme, titreme gibi belirtiler görülebiliyor. Ancak yoğun kaygıyı önlemek veya kontrol etmek öğrenilebilir. Öncelikle birey onun bekleyen sınava yeteri kadar hazırlık yapmadığının farkındaysa ve emin olmadığı birçok bilgi kafasında karmakarışık halde bulunuyorsa yoğun kaygı yaşama ihtimali çok yüksektir. Bu nedenle bilgi eksiğinin kalmayacağı düzeyde çalışması için desteklenmelidir. Bunu yaparken çok soru çözmek ve çok uzun saatler çalışmak yerine belli bir program dahilinde ve belli bir tempoda düzenli olarak çalışmak önemlidir. Zamanı doğru kullanmak ve verimli olmak gerekir; çalışma sistemi çok sıkışık, yoğun ve bunaltıcı olmamalıdır. Bir yandan programı dahilinde sevdiği etkinliklere de zaman ayrılması, sosyal ortamlarından ve hobilerinden uzaklaştırılmaması kaygısının azalması açısından en kilit noktalardan biridir.

Ailenin beklentileri doğru yönetmesi, mükemmeliyetçi olmaması, çocuğunun kapasitesine yönelik farkındalığa sahip olması, spor veya sanat gibi başka alanlardaki başarılarının burada birebir paralelliğini beklememesi gerekir. Kendi akademik geçmişlerinden bahsederek aynı başarıyı çocuklarından beklemeleri veya talep etmeleri aile ilişkilerini zedelemektedir. Her birey birbirinden farklıdır. Ailelerin çocuklarını güçlü ve zayıf yönlerini görerek değerlendirmeleri, ilgi alanları ve becerilerine göre doğru hedeflere yönlendirmeleri çok önemlidir. Çocuğunu ders notları ve sınav sonuçları üzerinden tanımlamak ve yargılamak onun özgüvenini ve kendisiyle ilgili algılarını oldukça olumsuz anlamda etkilemektedir. Bu gibi durumlarda çocuklar yoğun kaygıyla nasıl başa çıkabileceklerini bilmediklerinden sınavları hiç önemsemiyormuş gibi davranıp bu nedenle aileleri tarafından daha fazla eleştirilebilmektedir.

Liseye veya üniversiteye giriş sınavı gibi büyük bir sınav yaklaşırken aile çocuğuyla beraber A, B ve C planlarını konuşmalıdır. Ne kadar hazırlıklı olunursa olsun planlar her zaman gerçekleşmeyebilir, alternatiflerin konuşulması ve baskının azaltılması kaygıyı da azaltacaktır. Hayatta birçok farklı sınavın olduğu, tek bir sınavın her şeyi belirlemeyeceği ve ne olursa olsun ailenin çocuğunun yanında olduğu mesajını vermesi ona kendini iyi hissettirecektir. Çocuğun eğitimine ayrılan bütçenin karşılık bulması veya mutlaka belli bir okulun kazanılması gerektiğinden bahsedilmemeli, sonuçların olumsuz gelmesi olasılığına yönelik tehditlerde kesinlikle bulunulmamalıdır. Son birkaç gün soru çözmeyi bırakmak, sınav ile ilgili konuşmamak, rahatlatıcı ve keyifli etkinlikler yapmak faydalıdır. Sınav günü hissedeceği yorgunluk kaygıyı arttıracağı için son günlerde buna da dikkat etmek gerekir. Sınava girerken “Dikkat et”, “Hızlı çöz” vb. uyarılar yapmak yerine “Elinden geleni yap”, “Biz yanındayız” gibi mesajlar verilmelidir.

Bunlara rağmen hala yoğun kaygı görülüyorsa gevşeme egzersizleri uygulamak yararlı olur. Bireysel olarak veya ailece başa çıkılamayan durumlarda bir uzman klinik psikologdan destek almak faydalı olur.

Ezgi Bozkurt Flatman

Uzman Klinik Psikolog

Çocuk ve Ergen Psikoterapisti

ÇINAR ÇOCUK BÖLÜMÜ: www.cinarpsikoterapi.com/page/cocuk-ve-aile-danismanligi